2

AKP, ERGENEKON VE BİZ

25/3/2008 tarihinde yazıldı.
Yorum (2) Yorum yaz!Kalıcı Bağlantı

 

demokrasi ve özgürlük kavramlarını en çok kullanan akp... idi.

 

özgürlük ve demokrasi tüm iktidar kavgası veren muhalefet hareketleri için hareket alanına ihtiyaçları ölçüsünde geçerli politik kavramlar değil midir?

 

İran'da özgürlük ve demokrasiden bahsedenler dinci faşistler değildir. aynı şekilde suudi arabistan'da da şeyh çevresi değildir.

 

ve elbette türkiye'de de abd-ci, tüsiadçı laik cephe değildir. akp'nin baykal'ın tanımıyla kendi derin devletini kurma yönünde yol aldığı bugüne kadar değildi demek daha doğrudur.

 

dikkat edilirse son zamanlarda, yani tüsiadçı laik cephe dinci gericiliğin örgütlenmesini tamamlamak üzere olduğu devlet eliyle darbelendikçe, onlar da özgürlük ve demokrasi demeye başladılar hafiften. akp'nin devlet örgütlenmesi tamamlanırsa daha fazlasını ve daha fazla alanda diyeceklerinden şimdiden emin olabiliriz.

 

çünkü özgürlük ve demokrasi gittikçe akp'den çok onlara gereklidir. 

 

madalyonun diğer tarafında özgürlük ve demokrasi kavramlarının akp cephesinden miadını doldurmak üzere olduğu da hissedilir bir şeydir. ergenekon operasyonu ve dtp kapatma davası üzerinden hukuka saygı-hukuk devleti vs  ifadeleri ama kendi kapatma davalarına karşı savcıya ve genel olarak yargıya açıkça hakarete varan saldırmaları bu çerçevede anlaşılmak durumundadır..


durum nedir? nasıl çözümleyeceğiz de nasıl mücadele edeceğiz?

 

cevaplar akp'nin nerden doğduğu ve nasıl geliştiği sorusunun cevapları  içindedir.

 

biz bunu anlayamadıkça ne akp'ye ne de süregelen klasik faşizme karşı başarılı bir mücadele veremeyiz. hem başarılı bir mücadele veremeyiz, hem de salt akp veya darbe karşıtlığı üzerinden herkesin kuyruğuna takılmamız kolaylaşır.


 ''akp yi yaratan ordudur, 12 eylül faşizmidir'' demek ergenekon cephesini anlamamıza yardım eder ama akp yi anlamamızı sağlamaz.


şu açıktır ki akp halklaşmıştır. ergenekon ise halktan uzaklığın adıdır.


burada zorluk ve terslik var bizim için... hem akp'ye karşı mücadele edeceksin hem de akp tabanını, yani gerçekte bizim olan, biz olan tabanı kazanacaksın.

 

ve hem laik-demokratik kazanımları savunacaksın hem de en zengin 100 ve onun ergenekonunun halk düşmanı niteliğine karşı mücadele edeceksin..

 

kabul edelim ki son derece zor bir politikadır ve bugün solu böylesine bölen zorlanmalar büyük ölçüde buradan kaynaklanmaktadır.


bu zor durumda özgürlüklerden ve emekten yana güçler arasındaki en küçük ayrılığı bile uçurum haline getirmek ama öte yandan dinci faşizm veya laik oligarşi ile aramızdaki uçurumları yaklaştırıp, yapıştırıp, kapatarak aşmak pratiği emeğin aklının bir girdaba teslim edilmesi olur ve tarihsel olarak affedilemez bir hata olacaktır. ki halen emek cephesi büyük ölçüde bu iki kanada doğru bölünmüş durumdadır.

 

akp'yi anlayalım diyorduk yukarıda.

 

akp emekçi halk içinde devrimci mücadelenin yerini tutan politik harekettir. abd ci klasik faşizmin devrimi ezmesinin yan ürünlerinden biridir. bizim tarlamızda faaliyet gösteren dinci faşizmdir.

yani orada ya akp ya chp gibi bir seçenek yoktur. chp artık lüks semtlerin, bebek ve çankaya sırtlarının manken-futbolcu aşklarının laisizminden öte bir parti değildir ve bunların dışında akp politikalarından farklı tek bir politik önermesi yoktur. nato'dan bop'a, imf'den özelleştirmelere kadar.

 

bu yüzden akp'nin halkı kazanma potansiyeli bakımından tek rakibi ve karşıtı devrimci-demokrat-emekçi politik hareketlerdir.


bu ülkede yoksulun yoksulluğu üzerinden, ona maddi anlamda  bir şeyler sunulmadan kazanılmış bir tek tarikatçı yoktur. yurtlarda barındırmalar, okullarda okutmalar... yedirip, içirip giydirmeler. kömürler ve makarnalar. işte ''cumhuriyet çocukları'', ''cumhuriyet insanları'' ergenekon oligarşisi tarafından bu sadakalara muhtaç edilmiştir. ve tarikatlar halkı bu sadakalar üzerinden avuttuğu ama siyasi iktidara talip olmadığı sürece en zengin 100 kişinin laik demokratik mankenler düzeni bundan son derece memnun olmuş, bunu yüzlerce imam-hatiple, zorunlu din dersleriyle, tarikat şeyhlerine verilen yemeklerle desteklemiştir.

 

akp nin kullandığı sadaka sistematiği, halkın ve elbette devrimcilerin insani bir dünya hayallerine karşı,  etek öpücü mümin köleler yaratarak ruhlarını allah adına satın almanın kutsal ve son derece işe yarar yöntemi olduğunu kanıtlamıştır.

 

yani tarikat örgütlenmelerine katılımın o meşhur reklamdaki gibi TAMAMEN DUYGUSAL! olduğunu anlamak, kavramak zorundayız.

 

adaletin üretilemediği, üretilmesinin f tipleriyle, faili meçhullerle, işkencelerle, copla, işten atmalarla, açlıkla engellendiği yerde sadaka üretimi dinci faşizmin  taa tarikat yuvalarından başlayan ekonomik politikası olarak elbette çok işe yarar bir politika olacaktı.

 

ve baştan dediğimiz gibi adaletin adı olan devrim, sadakacı bir halk yetiştirmek üzere sadakacılar lehine tam da bu en zengin 100ler ve onun ergenekonu tarafından ezilmiştir.

 

bu iki çete arasında başka bir fark var mıdır?

 

her iki cenah ta abd ve bir ölçüde ab'nin başta çin'e karşı olmak üzere gelecek 50 yıl için verdiği enerji kaynaklarının kontrolü mücadelesinde eşbaşkanlık yapmaya adaydır. laik demokratik mankenci kanat bu enerji kaynakları üzerinde sorun yaratan radikal islamcılara karşı afganistan'dan, iran'a ve filistin'e kadar ideolojik örnek olmak yeteneğinde olmadığını kanıtlamıştır. onu bırakın türkiye'de bile devrimci avından başka politik olarak kazandıkları bir tek mücadele yoktur.

 

bu durumda bu kadar yeteneksiz işbirlikçiler yerine laik rejimden inip, ılımlı islamcı ata binmek abd'nin ve ab'nin tercihidir.

 

akp radikal islama karşı emperyalizmin truva atıdır.

 

bunu anlamak için internette, BOP, akp, ılımlı islam, dinlerarası diyalog, fethullah, genelkurmay sözcüklerini farklı şekillerde biraraya getirip arama yapın ve bu konuda hangi yandan olursa olsun bir kaç yazı okuyun yeter.

 

laik oligarşik cephenin kavgası ''yanlış ata oynuyorsun, ben onu tepelerim, ona binme bana bin'' deme kavgasıdır.

 

ve emperyalizm, hem kazanacak ve hem de islam dünyasında silahsız bile iş görecek arap atını bulduğuna inanmaktadır.

 

kapatma davasına refah partisi için gösterilen tepkinin tam tersinin gösterilmesinden de anlaşılıyor ki abd ve ab çoktan kıratı bırakıp arap atına binmiştir.

 

ergenekon cephesinin ''onu alma beni al''dan başka hiç bir şey demediği o kadar açıktır ki hali hazırda akp nin elindeki en önemli silah olan sadaka silahını onun elinden alacak bir tek ekonomik-sosyal-politik önermesi yoktur. ve oysa akp türkiye'den sonra kürdistan'da da bu silahın ne kadar etkili olabileceğini keşfetmiş bulunmaktadır.

 

burada dtp için edilecek bir çift laf vardır. newroz gösterilerinde yüzbinleri sokağa dökebilmelerine rağmen bu aynı performansın binde birini, aynı alanlarda ssgss ye karşı gerçekleştirme istek ve iradesinden uzak politikasının sonuçlarını kesinlikle yaşayacaktır. newroz'da dtp'nin tek başına meydanına onbinleri yığdığı diyarbakır'da , ssgss yasa tasarısına karşı meydana çıkan kitle tüm sendikal örgütlerle birlikte sadece 2.000'dir. kürdistan'a özerklik veya özgürlük politikası yanında kürdistan'a onurlu ekmek politikası önermediği ölçüde türk emekçi kitlelerinden uzaklığını sürdüreceği gibi, kürdistan'a makarna politikası karşısında gerilemeye de mahkumdur. seçimlerde göreceğiz.

 

halka karşı tabiatları gereği, sadakacıların sadakalarına yönelmeyen, buna alternatif üretemeyen, manken-futbolcu aşklarının sözde laik, demokratik, halk düşmanı, işkenceci, emperyalizmin has uşağı silahşörleri kaybetmeye mahkumdur.

 

ama onların %50 de olsa kısa vadeli kazanma olasılığı varken, kendilerine ve halkına özgüven duygusundan yoksun emek cephesinin özneleri hangi atın peşinden giderlerse gitsinler  %100 kaybetmeye mahkumdurlar. oralarda sadece kullanılmak üzere vardırlar. kazanmaları için %1 olasılık bile varsa bu bağımsız güç olmaktan, bunun gerektirdiği her tür taktik esnekliği, ustalığı gösterebilmekten geçiyor.


tuncay özkan gibi kendini lider sanan mikrofon maymunlarının ve genel olarak darbeci chp'ci cenahın milyonları meydanlara çıkarmasının kalıcı hiç bir etkisi olmazken emek cephesinin en küçük bir sadaka karşıtı duruşu son ssgss eylemlerinde olduğu gibi hükümeti hafif te olsa sarsmaya yetmiştir.

 

bu bize laik-dinci çatışmasının tozu dumanı arasında emek cephesinden izlememiz gereken politikalar konusunda kesinlikle fikir vermektedir.

 

tuncay özkanlar, mankenler, futbolcular, en zenginler laisizminden bağımsız, o tabanı akp-nin elinden çekip alacak güç olmak ''cumhuriyet insanı''nı gerici faşizmin sadakasına muhtaç etmeme, maddi ve manevi olarak kimseye gebe bırakmama politikaları üretmekten geçmektedir.

 

son eylemlerde ssgss tasarısının geri çekilmesi gibi tek maddelik bir program etrafında devrimcisinden liberaline kadar her hareket biraraya gelebilmiştir.

 

kendi aralarında tek cümlede bile biraya gelemeyen anlayışlar türk-iş in çağrısıyla fiilen aynı talep etrafında alanlarda biraraya gelebilmişlerdir.

 

bizi illa akp'yle danışıklı dövüşen türk-iş mi biraraya getirecek?

 

bu 40 yılda politikayı zerre öğrenemeyen ama şehit olmada üstüne olmayan, bütün iktidar kavgalarını kendi aralarında, kendi minik mahalle ve sendika ve dernek ve derin teorik yazılarında veren devrimciler talebe devrimciliğinden akp sadakalarına muhtaç edilen halkın politik-ekonomik öncüsü olmaya yükselemeyecek midir?

 

sadakanın yerine umut veren bir politik güç koymak, dinci faşizme karşı olan her emekçiyi olduğu kadar, akp nin sadakasıyla beslenen, adaleti zavallı sadakada arayan zavallı insanları kazanmak da değil midir?

 

ssgss ye karşı biraraya geldiğimizden biraz daha fazlasıyla bir araya gelebilen bir emek cephesi en acil ihtiyaçtır.

 

 

uysal himmet

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: adnan | Tarih: 2008-04-06 02:31:59
    Konu: --
    bayrağının parasının rengi olmayanların hegamonyası
    onlar kimden buyruk alıyorsa onun bayrağını ve parasını kullanır onun gücüne tapar
    dünyada okul açıp belli bir kesime militan yetiştiren başka bi yer var mı

    Bağlantı »

  2. Yazan: lolan | Tarih: 2008-03-26 07:17:04
    Konu: ve biz
    bu guzel calisman icin kutlarim umarim ilerisi icinde mevcut olur bakis acilarin biz leri hep icererek....

    Bağlantı »